"HAYAL EDİYORUM, PLANLIYORUM, GERÇEKLEŞTİRİYORUM"

Türkiye’de her ne kadar çok tanınmıyor olsa da yılın belli dönemlerinde çeşitli bölgelerde ralli yarışları düzenleniyor. Ulusal ve uluslararası pek çok yarışma var ve hatta Dünya Ralli Şampiyonası’nın bir ayağına 2018’in Eylül ayında Marmaris ev sahipliği yapacak. Emre Hasbay ise Türkiye’nin en genç rallicilerinden biri. Henüz 23 yaşında ve üniversite öğrencisi olan Emre Hasbay çocukluğundan beri sporla iç içe yaşıyor. Spor onun için bir yaşam tarzı ama Ralli daha da ötesinde, bir tutku. Konu her ne olursa olsun, Emre Hasbay’ın hayatını oturttuğu temel prensibi ise şu: Önce hayal ediyor, sonra planlıyorum ve son olarak da gerçekleştiriyor!

Röportaj: Bikem Öğünç


Pırıl pırıl, gencecik, azimli, akıllı bir sporcu, genç rallici Emre Hasbay. Henüz 23 yaşında, Özyeğin Üniversitesi’nde Yönetim Bilişim Sistemleri’nde okuyor. Spor onun için bir yaşam tarzı. 10 yaşındayken, yani 2005 yılında Galatasaray Spor Kulübü Yelken Şubesi’nde sporculuk hayatı başlamış ve A Milli Sporcu olarak ulusal ve uluslararası yelken şampiyonalarında Türkiye’yi temsil etmiş. Yarıştığı her yelken sınıfında ulusal ve uluslararası başarılar kazanmış. 2014 yılında çeşitli sebeplerden ötürü bir sporcu olarak yelken kariyerini sonlandıran Emre Hasbay, uzun yıllardır içinde olduğu motorsporlarına başlamış. Çok kısa sürede elde ettiği başarılar da insanı şaşırtıyor gerçekten. Örneğin, 2015 yılında V2 Challenge kupasında 3’üncülük, aynı yıl itişli bir otomobille Türkiye Historik Ralli Şampiyonasında kendi kategorisinde 2’ncilik kazanmış. 2016 sezonunda ise önden çekişli Ford Fiesta ile Türkiye Ralli Şampiyonası Sınıf 3 ikincisi ve Gençler ikincisi olmuş. Şimdi hedefi yeni tecrübeler ve sonra da yeni kupalar kazanmak.

Bir sporcu olarak yelken kariyerini bırakıp, motorsporlarına başladın. Neden motorsporları, özel bir sebebi var mı?

Her gencin ve özellikle erkeklerin araba merakı vardır ama aynı zamanda bu spor benim için ata sporu sayılır. Babam ile amcam, 80’li-90’lı yıllarda Türkiye’de ralliyle tanışıp yarışmaya başlamışlar. Daha sonra da bütün ailemizin içinde yer aldığı bir spor olmuş. Bizde kadınlar da yarışıyor; halam, yengem, kuzenim… Ailemizde 6-7 kişi aktif olarak şu anda motorsporlarının içinde. Kendi garajımız ve kendimize ait yarış otomobillerimiz var. Bir aile takımımız var. Ben de çocukluğumdan beri bunun içindeyim. Kullandığım ilk otomobil bir yarış otomobiliydi. Bu kültürün içinde büyüdüm. Ehliyetimi alınca otomobil sporlarıyla tanıştım. Ailem çok destek oldu, hemen eğitimler aldım ve yarışa ilk adımımı Volkicar otomobiliyle attım. Volkicar otomobili Türkiye’de üretilen, Türkiye Ralli Şampiyonlarından Volkan Işık’ın ürettiği bir otomobil. V2 Challenge kupasına katıldım. Henüz başlangıç seviyesinde olan pilotların katıldığı bir yarıştır bu. Katıldığım ilk ulusal yarışma buydu, üçüncü oldum. Bunun üzerine aileme bu işi yapacaksam bir sporcu olarak yapmak istediğimi söyledim ve başladığım ilk günden itibaren gerek fiziksel gerek psikolojik olarak tam gaz çalışmaya devam ettim. Antrenmanlarımı sıklaştırdım. Fiziksel antrenmanlarım haftada 6 gün oluyor. Kendi kondisyonerim var ve onunla çalışıyorum. Psikolojik olarak da yarışlara beni o hazırlıyor.

Nerede oldu V2 Challenge, kaç kişiyle yarıştın?

İzmit Körfez pistinde oldu yarışımız. Ulusal bir yarışmaydı, 15 pilot vardı. Orada 3 tane yarış yaptık ve 3 yarışın toplamında 3’üncülük kazandım. Hepimiz şaşırdık, beklemiyorduk. Bu da beni motive etti. Ralliye ilk başladığımda Tofaş Grubu’nun bir otomobilini kullanıyordum. Tabi bu otomobil sokaktaki otomobillerden çok daha farklı özelliklere sahip... İçinde rollcage denilen ve bizi koruyan demirlerle çevrili bir kasa var. Motoru, şanzımanı ve bütün teknik özellikleriyle yarışmaya elverişli bir şekildeydi. İlk copilotum da kuzenimdi. O sezon otomobile, yarışa, tempoya alışalım derken, sezonda kendi kategorimizde Türkiye ikincisi olduk. Tabi bu ilk sezonumuzda inanılmaz bir başarıydı bizim için. Hem ailemin verdiği desteğin karşılığını hem de çalışmamın karşılığını aldım. Bunun üzerine 2015 senesinde daha yeni jenerasyon bir otomobille yarışmak istedim. Bu süreçte kuzenim de pilot olarak devam etmek istediğini söyledi ve yolları ayırdık. Ben yine kendi kariyerime devam ederek, 2016’da senesinde Ford Motorsports Türkiye takımıyla yarışmaya başladım. Daha ikinci senemde böyle bir takıma girebilmiş olmak benim için çok önemli. 2 senedir orada yarışıyorum. 2016 yılında yarıştığım kategoride ikinci oldum. Gençlerde de Türkiye ikincisi olarak yarışı tamamladım. Buna ortalama bir performans diyebiliriz. Daha iyisi olabilir. 2017 senesinde, yine bir seviye atladık ve bu sefer otomobili biraz daha yukarı çektik, şu anda yarışabileceğimiz en hızlı iki çeker otomobil olan Ford FiestaR2 ile yarışıyoruz. Önden çekişli otomobillerin en hızlısı, agresif ve yarışa en uygun olanı. Copilotum Afşin Baydar. Türkiye’nin en tecrübeli copilotlarından biri... Bana bir anlamda öğretmenlik yapıyor. Onunla yola devam ediyoruz. Gençler klasmanında kazanmak istiyoruz. İki yarışımız kaldı.

Peki, uluslararası alanda bir hedefin var mı?

Hedefim var tabi ama hem sponsor desteği bulmamız gerekiyor hem bu işle ilgilenecek operasyonel bir sorumlu gerekiyor. Çünkü çok büyük bir operasyon var işin ardında. Dünya üzerindeki en pahalı sporlardan biri ralli… Geri planda çok ciddi bir lojistik süreç var. Yarışa yalnızca siz gitmiyorsunuz ki servis kamyonunuz, arabalarınız, yedek parçaları gidiyor; mekanik ekibiniz gidiyor çünkü sizin orada yiyeceğiniz yemekten kalacağınız yere ve ulaşımınıza kadar her şeyi yönetecek bir ekip olmalı. Ford Motorsport Türkiye de bunu sağlıyor bize ve şu anda benim ihtiyacım olan tek şey bütçe. Bütçeyi ayarlamaya çalışıyorum, alacağım desteklerle seneye Avrupa arenasında olmak istiyorum tabi.

Peki, ralli sürecini anlatır mısın bize? Yarış öncesi nasıl bir süreç var?

Bir otomobil, içinde iki insan; bir pilot, bir copilot… Etap diye adlandırdığımız yerler var. Her etabın bir başlangıç ve bitiş noktası oluyor. Biz pist etrafında dönmüyoruz, sürekli farklı yerlere gidiyoruz. Bu etaplara gitmek için trafiğe açık yolları da kullanıyoruz. Tabi trafiğe açık yollarda trafik kurallarına uygun bir şekilde gidiyoruz. Amacımız etabı en kısa sürede ve rakiplerimizden önce tamamlamak. Geçeceğimiz etabı, öncesinde yalnızca iki kere görebiliyoruz. Bu iki geçişi yaparken, copilotuma yol notları yazdırıyorum. Yol notları bana o virajı anlatıyor. Her virajın dereceleri, yönleri var, bana virajı anlatan bazı kelimelerim var. Bunu bir kere daha tekrar ediyoruz ve sonra etabı bir daha hiç göremiyoruz. Bu sporun kuralı bu… Burada kilit rol copilotun çünkü copilotun yapacağı herhangi bir hata büyük bir kazaya veya çok büyük bir zaman kaybına yol açabilir. Çok enteresan durumlar yaşanabiliyor bazen, yol notu kaçabiliyor. Ralli bir takım işi. Arkanızda çok büyük bir mekanik ekip, bir takım var.

Türkiye’de nerelerde yarış düzenleniyor genel olarak?

Yarış pisti diye bir kural yok. İzmir’de Ege Otomobil Sporları Kulübü düzenliyor yarışları. Ana yollarda yarışmıyoruz. Daha çok köy ve dağ yollarında ve trafiğin yoğun olmadığı alanlarda yarışlar düzenleniyor. Bizim etap olarak adlandırdığımız yollar, her noktasından trafiğe kapalı oluyor. Hiçbir şekilde sivil araç bulunmuyor ve yalnızca gidiş yönünde akıyor. Yarış otomobilleri 2 dakika arayla start alıyor. Yani önümüzdeki otomobili görmüyoruz aslında. Kendi kendimizeyiz ve en hızlı zamanı yapmaya çalışıyoruz. Bu yüzden dağ yollarında belli güvenlik kriterleri var. Bu sezon İzmir Ege Rallisiyle başladık. Bütün dağ yolları bizim için elverişli. Zaten iki farklı zemin var, ya toprak ya da asfalt. İzmir Ege Rallisi her zaman asfalt zeminde oluyor. Yarıştan bir gün önce antrenman yapıyoruz. Bu antrenman gününde verilen sıraya göre her etabı ikişer kere geçiyoruz. Antrenmanı standart otomobillerle yapıyoruz ve hız sınırımız oluyor, 50 km’yi geçemiyoruz. Çünkü antrenman sırasında etap trafiğe açık oluyor. Sadece yolu izleyip notları alabiliyoruz. Ülkemizde çok farklı coğrafyalarda, yarış yapılabilecek yollar var. Ancak ralli Türkiye’de henüz çok bilinen bir spor değil. Dünya Ralli Şampiyonasının bir ayağı 2018 yılının Eylül ayında Marmaris’te gerçekleşecek. Dünya şampiyonları ve şampiyon olmak isteyen pilotlar, bütün fabrika takımları Türkiye’ye gelecek. Bu hem turizm adına iyi olacak hem de Türkiye, Ralli sporunu biraz daha yakından tanıyabilecek.

Bir arabanın içinde zamanla yarışıyorsunuz. Zorlu bir mücadele olsa gerek…

Ralli çok ciddi bir mücadele demek gerçekten çünkü otomobile sabahleyin oturuyorsunuz akşama kadar içinde kalıyorsunuz. Rallide arabanın bakımı ve kontrolleri ile ilgili olarak sabah servis alırsınız, etaplara çıkarsınız ve genelde 3 etap geçersiniz. Bu 3 etap içinde arabanın başına herhangi bir sorun gelirse, sizin müdahale etmeniz gerekir. Bu da aynı zamanda mekanik bilginizin çok iyi olması gerektiği anlamına geliyor. Otomobilinizi tanıyor olmalısınız. Çünkü geçilen etaplar sırasında sizden başka hiç kimse arabaya müdahale edemiyor. Bu nedenle siz arabadaki ufak tefek yedek parçayla bir sorunu çözebilmelisiniz ve bunu da çok hızlı yapabilmelisiniz. Çok büyük bir mücadele var ve 2 günde çok ciddi kilo ve su kaybı yaşanıyor.

Peki, güvenlik konusundaki tedbirleri anlatır mısın? Örneğin giysilerinizin özellikleri neler?

Giysilerimizin her biri yanmaz giysilerdir. Ayakkabımızdan içliğimize, kaskımızdan eldivenimize kadar... Yarış otomobilinin içinde 5 noktadan bağlıyız ve koltuğa yapışık duruyoruz. Ralli otomobillerinin en büyük özelliği normal otomobillere göre çok güvenli olmaları. İçinde bir konstrüksiyon var ve bu alabileceğiniz herhangi bir darbeden sizi koruyor. Yani attığınız taklalarda aracınız paramparça olsa da siz içinden burnunuz bile kanamadan çıkabiliyorsunuz. Sadece yüzümüz açık kalıyor otomobil içinde. Otomobillerde herhangi bir klimaya da havalandırma sistemi de olmuyor. Çünkü çok hafif olmaları gerekiyor. Hava alınan tek yer tavanında bulunan mini bir alan ki toprak zeminlerde onu da açamıyoruz.

Sağlık kontrollerinden geçiyor musunuz? Vücut değerleri önemli mi?

Her sene lisans yeniliyoruz. Lisans yenilerken sağlık testinden geçmemiz gerekiyor ve bu yeterli oluyor. Sonrası sizin tercihinize kalmış. Ben rutin kontrollerimi yaptırıyorum. Çünkü hem performansımın nerede olduğunu görmek hem de sağlıklı olup olmadığımı bilmek istiyorum. Ama uluslararası arenada başarılı olduğunuz takdirde çeşitli doping testleri istiyorlar. Çünkü performans arttırıcı ilaçlar kullanabilirsiniz.

Nasıl bir yaşam tarzın var ve nasıl beslenmen gerekiyor?

Sporcu olan herkes iyi beslenmeli. Yelken sporunu yaptığım yıllardan bu yana, yani 9 senedir her sabah 06.00’da uyanırım. Mutlaka koşarım, hava çok soğuksa evde bisiklete binerim. Bu benim için bir spor sayılmıyor, güne başlama biçimim. 8 saatin üstünde uyuyamam. Asıl yapmaya çalıştığım şey sporu, iş ve özel hayatıma katmamak. Yani sporu genel hayat akışımın içinde tutmuyorum, ayrı konumlandırıyorum. Sabah kardiyo antrenmanından 2-3 saat önce ki bu da sabah saat 05.00-05.30 demek oluyor, az sütle 200 gram yulaf ezmesi yiyorum. Çünkü aç karna spor yaptığınız zaman vücudunuz yanlış tepki verebiliyor. Antrenmandan sonra kahvaltı yapıyorum. Kahvaltım fikstir; salatalık, domates, beyaz peynir, bir dilim kepek ekmeği ve 2 tane yumurta beyazı. Bunları yedikten sonra bir avuç roka yiyorum. Sabahları bol bol taze yeşillik tüketmeye çalışıyorum. Antrenman saatlerim değişiyor. Haftalara bölmeyi tercih ediyorum çünkü yalnızca sabah antrenmanı yapmak vücudu ona alıştırıyor ve akşam saatlerinde efor sarf etmeniz gerektiğinde vücudunuz buna hazır olamıyor. Bir hafta sadece sabahları antrenman yapıyoruz, bir hafta öğle saatlerinde ve bir hafta da akşamları. 6 gün spor yapıyorum, bunun 4’ü genelde kondisyonerimle beraber, aktif olarak fiziksel kuvvetimi güçlendirecek hareketler üzerine oluyor. Sabah sporundan sonra mutlaka hindi füme tüketmeyi tercih ediyorum, kuru bir protein olduğu için. Spordan sonraki bir saat çok kritik, o sırada aç kalmamak kaslarınızın gelişimi çok önemli. Yaklaşık 6 senedir hayatımda fastfood yiyecekler yok. Bir restoranda yemek yiyeceksem et veya deniz ürünlerini tercih ediyorum. Akşam yemeklerinde ise etli sebze yemekleri tüketmeye çalışıyorum. Akşam yemeğinden 2 saat önce bir ara öğünüm var; ceviz, fındık yanında yoğurt. Bu da metabolizmayı hızlandırıyor. Benim için en önemli şey, yediğimi çok hızlı sindirebilmek. Çünkü bu düzen yarış sırasında bir sorun yaşamamanız için çok önemli. Haftada bir, canım çok şeker istiyor, şekeri de meyvelerden alıyorum. Bol bol meyve tüketiyorum. Günde 2,5-3 litre arası su içiyorum. Yalnızca bir fincan kahve içiyorum, o da Türk Kahvesi oluyor.

Biraz da sponsorluklardan konuşalım. Dsign, sponsorlarından biri. Nasıl başladı ilişkiniz ve bu sponsorluğun sana olan katkısı nedir?

Dsign’ın Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Atilla Bozkurt ile ortak bir tanıdık aracılığıyla tanıştım. Bu tanışmada Atilla Bozkurt’a hedeflerimi anlatma şansım oldu. Bana destek verebileceğini hissediyordum. Ana sponsorum yine aile şirketim ancak yapmaya çalıştığım şey, dışarıdan farklı destekler bulup ailemin yükünü azaltmak. Nasıl çalıştığımı, nereye gelmek istediğimi ve bu işe nereye ulaşıncaya kadar devam etmek istediğimi anlattım. Sağ olsun çok ilgilendiler ve Dsign olarak bu senenin başından itibaren bana sponsor olmaya karar verdiler. Aldığım bütçeyi söylemem etik olmaz ama bütün antrenman, konaklama, ulaşım masraflarımı ve hatta yarış içinde değişmesi gereken kişisel kıyafet ve ekipmanlarımı rahatlıkla karşılayabiliyorum. Fakat işin beni asıl heyecanlandıran tarafı, Dsign’ın bu işe bir sponsorluk olarak bakmıyor olması. Bir sosyal sorumluluk projesi olarak yaklaşıyorlar. Bu da benim için yeterli. Çünkü çok daha duygusal ve sporcuyu motive eden bir tarafı var. Onlarla çalışıyor olmaktan ötürü çok mutluyum.

Peki, nereye ulaşana kadar devam edeceksin?

Dünya çapında bir hedefim var. Kendimce bir totem olarak bu hedefi söylemiyorum. Ama şunu söyleyebilirim, ben her zaman için önce hayal ediyorum, sonra planlıyorum ve sonra gerçekleştiriyorum. Ve bu hedefe ulaşana kadar da bu işe devam edeceğim.

Son olarak, bu sene için hedeflerin nelerdir?

Bu sene Türkiye Gençler Şampiyonasını kazanmak istiyorum. Bir de Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu çatısı altında Şampiyonlar Şampiyonası oluyor. Her kategorinin şampiyonları yarışıyor. Geçen sene son 16’ya kaldım. Bu sene bir kez daha katılıp başarı elde etmek istiyorum. Bu yarışı kazandığınız takdirde sizi 4 çeker ve güncel bir otomobille Avrupa’da yarıştırıyorlar. Kısa vadeli hedefim bunu başarabilmek.

MUTLU MÜŞTERİLERİMİZ NE DİYOR

1985 Yılından bugüne kadar Türkiye ve Dünya’nın önde gelen markaları ile çalıştığımız için gurur duyuyor, bizlere olan güvenlerinden dolayı teşekkür ediyoruz.

KİMLERLE ÇALIŞIYORUZ

1985 yılından bu yana yerli ve yabancı birçok seçkin kuruluşa ürün ve hizmet sunuyoruz.

NE YAPTIĞIMIZI MERAK MI EDİYORSUNUZ

Ürün ve hizmetlerimizden haberdar olun.
© 1985-2020 Dsign Endüstriyel Reklam A.Ş.